Bambaşka Bir İstanbul Gezisi: İstanbul Efsaneleri Keşfi


27 Nisan 2023
17750 kez okundu
İstanbul Gezilmesi ve Görülmesi Gereken Yerler
Deneyim

Tarihinin en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’da keşfedilecek pek çok yer var. Farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan bu kente efsaneler kenti desek yeridir. İstanbul’un her sokağı denize çıkmasa bile kesinlikle bir efsaneye çıkıyor. O halde gelin, İstanbul’da bir efsane turu yapalım.  

İstanbul Garenta Ofislerinden Araç Kirala ve Gezmeye Başla 

İstanbul’un farklı semtlerinde bulunan tarihi yerleri keşfetmek ve efsanelerin izinde bir İstanbul gezisi yapmak oldukça keyifli. Bu keyfinizi konforlu bir yolculukla birleştirmek için Garenta İstanbul ofislerinden araç kiralama seçeneğini değerlendirebilirsiniz. 

Efsaneler Rotası: İstanbul’da Görülmesi Gereken Yerler 

Gezi için aracınız hazırsa şimdi, İstanbul efsaneleri rotası oluşturma zamanı. Haydi, birlikte tarihe bir yolculuk yapalım. 


Boğaz Manzarasının Vazgeçilmezi: Kız Kulesi 

kiz-kulesi

 

İstanbul’un simgelerinden biri olan Kız Kulesi, İstanbul Boğazı fotoğraflarının vazgeçilmezi. Aslında kule, Atinalı komutan Alkibiades tarafından Boğaz’dan geçen gemileri kontrol etmek için inşa ettirilmiş. Tarih boyunca birkaç kez harap olsa da tekrardan inşa edilen ve güçlendirilen Kız Kulesi, tüm ihtişamı ile günümüze kadar gelmiş. 

 

Kız Kulesi tarihi kadar efsaneleri ile de oldukça meşhur. Birbirinden farklı pek çok efsanenin başrolü olsa da bu kule hakkında en bilinen ve kuleye de adını veren efsane, kral ve kızına ait. Efsaneye göre bir falcı, kralın kızını yılan sokacağını ve bu nedenle öleceğini görmüş. Bunun üzerine kral, kızını koruyabilmek için denizin tam ortasına Kız Kulesi’ni inşa ettirmiş. Ama bir gün kızına gönderdiği yiyecek sepetine bir yılan girmiş ve her ne kadar korumak istese de yılan tarafından kızının hayatını kaybetmesine engel olamamış. 

 

Kız Kulesi hakkında bir diğer meşhur hikayede bu sefer Galata Kulesi de var. Kız Kulesi ve Galata Kulesi’nin birbirlerine olan aşkı, İstanbul’un bu iki güzelliğini birbirine bağlıyor. Hikayeye göre Kız Kulesi ve Galata Kulesi aşkları imkansız olsa bile birbirlerine bakarak güzelleşiyorlar.  


Kız Kulesi Nerede?

Konum  

Kız kulesi, Üsküdar Salacak açıklarında bir adada yer alıyor. Kabataş ve Üsküdar iskelesinden kalkan feribotlarla Kız Kulesi’ne ulaşabilirsiniz. 

 

Kız Kulesi müze ve restoran bölümlerinden oluşuyor. Sadece müzeyi ziyaret etmek isterseniz 09.00-19.00 saatleri arasında Kız Kulesi’ne gidebilirsiniz. Restoran kısmında akşam yemeği de olduğu için bu bölüm 00.30’a kadar açık.


Kız Kulesi’nin İmkansız Aşkı: Galata Kulesi 

galata-kulesi

Kız Kulesi’nin aşkı olan Galata Kulesi’ni biraz daha yakından tanıyalım. Galata Kulesi, Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 528 yılında fener kulesi olarak inşa ettirilmiş. Ancak Bizans’tan sonra İstanbul’a gelen Cenevizliler ve Osmanlılar, zamanla harap olan kuleyi onarmış.  

 

Galata Kulesi’ni ilginç kılan hikaye ise efsaneye göre Hezarfen Ahmet Çelebi’nin kollarına tahta kanatlar takıp ilk uçuş deneyimini gerçekleştirmesinden geliyor. Hezarfen Ahmet Çelebi, bu uçuş denemesini Galata Kulesi’nden kendini bırakarak yapmış. Hatta Kız Kulesi ve Galata Kulesi aşk hikayesinde Galata’nın yazdığı mektupları Kız Kulesi’ne götüren Hezarfen Ahmet Çelebi’ymiş. 

 

Hem manzarası hem de hikayeleri ile büyüleyen Galata Kulesi, günümüzde ise aşk hikayelerinin başlangıcı. Çünkü Galata Kulesi’nin tepesine ilk kimle çıkılırsa onunla evlenileceğine inanılıyor. Bu nedenle Galata Kulesi, kendisi gibi tüm aşıkların da buluşma noktası.  


Galata Kulesi Nerede? 

Konum

Beyoğlu ilçesinde bulunan Galata Kulesi’ne hem Taksim’den hem de Karaköy’den rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Galata Kulesi’nin çalışma saatleri ise 08.00-23.00 arası. 


Farklı Kültürlerin Buluştuğu Yer: Ayasofya Camii  

ayasofya-camii

 

Şimdi, İstanbul tarihine görkemli yapısı ve farklı dinleri buluşturması ile iz bırakan Ayasofya’yı keşfedelim. Ayasofya, dünyanın en büyük dört katedralinden biri. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi ile bu katedral camiye dönüştürülmüş. Şu anda hem yerli ve yabancı turistleri ağırlayan tarihi bir yer hem de cami olarak kullanılıyor. 

 

Ayasofya’nın yapımı ise üç aşamadan oluşuyor. Birinci Ayasofya, Roma İmparatoru Büyük Konstantin tarafından 337-361 yılları arasında inşa ettirilmiş. Savaş ve isyanlar sırasında harap olan Ayasofya’nın yerine II. Theodosius, ikinci Ayasofya’yı inşa ettirmiş ve 415 yılında kilisenin inşası tamamlanmış. Ancak yine bir ayaklanma esnasında ikinci Ayasofya da yıkılmış. Günümüze kadar gelen üçüncü Ayasofya ise Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 532-537 yılları arasında inşa ettirilmiş. I. Justinianus’un talebi üzerine bu sefer daha görkemli ve ihtişamlı bir yapı yapılmış. Böylelikle bugünkü İstanbul’un simgesi haline gelmiş. 

 

Farklı uygarlıkların ve dinlerin etkisinin görüldüğü Ayasofya tabii ki efsanelerle dolu. Bu efsanelerden en meşhuru, Ayasofya Camii’ne gittiğinizde görebileceğiniz “Ağlayan Sütun” ile ilgili. Sütunun sürekli ıslak olmasından kaynaklı olarak adı Ağlayan Sütun. Bu sütundan akan damlaların ise Meryem Ana’nın gözyaşları olduğu söyleniyor. Efsaneye göre Meryem Ana’nın gözyaşları hastaları iyileştiriyor ve şifa veriyor. 

 

Peki, bu efsane nasıl çıkmış? Ayasofya inşa edilirken bir gün I. Justinianus ziyaret etmiş. Ancak başına dayanılmaz bir ağrı girmesi ile ayakta zor durur hale gelmiş. Ağlayan Sütun’a dayanan Justinianus’un baş ağrısı anında geçmiş. Sütuna baktığında damlalar olduğunu görmüş. Damlalarının Meryem Ana’nın gözyaşları olduğuna ve Tanrı tarafından iyileşmesi için gönderildiğine inanmış. Bu mucize halk arasında yayılınca sütun, şifa bulmak isteyenlerin uğrak noktası olmuş. 


Ayasofya Camii Nerede? 

Konum

İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Ayasofya Camii, Tarihi Yarımada içerisinde yer alıyor. Bu nedenle Ayasofya Camii’ne ulaştıktan sonra Tarihi Yarımada’da bulunan diğer tüm yapıları da keşfedebilirsiniz. Ayasofya Camii, 2020 yılında ibadete açıldığı için 24 saat açık. 

 

Geçmişin Gizemli Yapısı: Yerebatan Sarnıcı 

yerebatan-sarnici

 

Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un belki de en gizemli tarihi mekanı. Yerin altında dev sütunlara ev sahipliği yapan bu sarnıç, aslında şehrin su ihtiyacını karşılamak için inşa edilen bir yapı. Tıpkı Ayasofya gibi bu eseri inşa ettiren de I. Justinianus. 532 yılında inşa edilen Yerebatan Sarnıcı’nın yerinde daha önce Roma İmparatorluğu’ndan kalma bir sarnıç varmış. Ancak sarnıç hem harap hem de küçük olduğu için I. Justinianus daha büyük bir sarnıç yaptırmak istemiş. 

 

Bizans döneminde bölgenin su ihtiyacını karşılayan Yerebatan Sarnıcı, Osmanlı zamanında ilk başta bölgedeki sarayların bahçe sulaması için kullanılırken daha sonra durgun su kullanımı tercih edilmediği için kapatılmış. Bu kapatılmadan sonra tarihin karanlık sayfalarında kaybolan sarnıç, 1544-1550 yıllarında Bizans kalıntılarını araştırmaya gelen Fransız doğa bilimcisi Petrus Gyllius tarafından gün yüzüne çıkarılmış. Yerebatan Sarnıcı tekrar keşfedilince efsaneleri de kulaktan kulağa yayılmaya başlamış. 

 

Yerebatan Sarnıcı’nın en ilginç efsanesi, Ters Medusa Sütunu’ndan geliyor. Roma döneminden kaldığı tahmin edilen Medusa figürünün tam nereden geldiği ve nasıl getirildiği bilinmiyor. Bu bilinmezlik ise tabii ki efsaneyi ortaya çıkarmış. 

 

Medusa, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasına hakim üç Gorgona’dan biri. Yılan saçları ve kendine bakanları taşa çeviren gözleri ile güçlü bir karakter. O zamanlar bu güçlü karakterin figürleri, büyük yapıları korumak için kullanılırmış. Bu nedenle Yerebatan Sarnıcı’nı korumak için Medusa figürü getirildiği düşünülüyor. “Peki, neden ters duruyor?” diye sorarsanız bu da Medusa’nın  gözlerine bakanların taşa dönüşmesini engellemek için. 


Yerebatan Sarnıcı Nerede? 

Konum

Fatih ilçesine bağlı Yerebatan Sarnıcı, tıpkı Ayasofya gibi Tarihi Yarımada’da bulunuyor. Hatta Ayasofya’ya oldukça yakın. Yaklaşık 7 dakikalık yürüyüş ile Ayasofya’dan Yerebatan Sarnıcı’na ulaşabilirsiniz. 09.00-19.00 saatleri arasında Yerebatan Sarnıcı ziyaret edilebiliyor. 


Görünen Yüzünden Yer Altına Yolculuk: Kapalıçarşı 

kapalicarsi

 

İstanbul’un tarihi ve turistik mekanı olan Kapalıçarşı eşsiz bir mimariye sahip. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen Kapalıçarşı, dönemin en ünlü ve büyük alışveriş merkezi. Neredeyse 3.600 dükkana ev sahipliği yapan çarşı, dolambaçlı sokakları ve içerisindeki hanları ile adeta bir labirent. Bu mimarisinden kaynaklı olarak da efsanesi bir hayli ilginç. 

 

Efsaneye göre Kapalıçarşı’nın birbirine çıkan koridorları sadece görünen kısmı ile sınırlı değil. Bu çarşının yerin altında da devamı olduğuna inanılıyor. Gümüş ustalarının yer altındaki atölyelerde çalıştığı ve Kapalıçarşı’nın altındaki dehlizleri kimse keşfetmesin diye çalışanlara yemin ettirildiği söyleniyor. Çünkü Kapalıçarşı’nın dehlizleri hem ilgi çekici hem de korkutucu. 

 

Zamanında gümüş atölyelerini keşfetmek için dört hazine avcısı dehlizlere girmiş. Ama daha ileriye gitmek isteyenler, kaybolup geri dönememiş. Sadece yanlarındaki bir çocuk yerin altından çıkabilmiş. Ama o da gördüklerinden dolayı bir daha hiç gün yüzüne çıkmak istememiş. Çünkü rivayete göre Kapalıçarşı’nın dehlizleri, yeryüzünde görülmemiş canlıların yaşam alanı. 


Kapalıçarşı Nerede?

Konum

Kapalıçarşı, Fatih ilçesine bağlı Beyazıt semtinde bulunuyor. Beyazıt Camii’nin hemen arkasında bulunan Kapalıçarşı’nın açık olduğu saat aralığı ise 08.30-19.00. 


İstanbul’u tarihi ve efsaneleri ile gezdik. Şimdi, sıra başka şehirlerdeki tarihi yapıları keşfetmekte. Sıradaki durağımız ise Antalya. Antik kentleri ile meşhur Antalya’da kültür gezisi yapmak için “Keşif Zamanı: Antalya’da Görülmesi Gereken Antik Kentler” yazımızı okuyabilirsiniz.